Kız Bebek İsimleri T
->
TAMAR: Damar
->
TAMAR: Damar
UMAY: Çocukları ve hayvan yavrularını koruduğuna inanılan tanrıça
OKSAL: Ok at; Oka ilişkin
OLCAY: Mutlu, ongun; Rastlantıları düzenlediği ve böylece de insanlara iyi ya da kötü durumlar hazırladığı sanılan şey, şans, talih
OLGAÇ: Bilgi ve görgüde olgunlaşan
ONGÜL: Önayak olmak; İlk gül
ORKİDE: Salepgillerden güzel çiçekli birtakım bitki türlerinin ortak adı
OYA: Bir nesneye oyularak yapılan süs; Genellikle ipek veya ibrişim ile iğne, mekik, tığ kullanılarak yapılan ince dantel
OYLUM: Hacim, dirim; İçi oyulmuş, çukur duruma getirilmiş; Resimde derinlik, üç boyutluk etkisi, mimarlıkta mekan karşılığı
ÖDÜL: Armağan
ÖNAY: Yeni çıkmış ay
ÖRGÜN: Türlü ve düzenli parçalardan oluşan
ÖVGÜ: Övme, övmek için söylenen söz
ÖVGÜN: Övülmüş, övülen kişi
ÖVÜNÇ: Övünmeye yolaçan ya da hak kazandıran şey, kıvanç, sevinç, övgünç, öğünç
ÖYKÜ: Hikaye, ayrıntılarıyla anlatılan olay
ÖZBEN: Bireyin kendi varlığı; Gerçek ben anlamında
ÖZDE: Kişinin kendi içinde, özünde, canda olan
ÖZDEN: Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgili
ÖZEN: Büyük hassasiyet göstermek
ÖZGE: Yabancı
ÖZGEN: Başına buyruk; Kuzu kulağı otunun filizi
ÖZGÜL: Öz+Gül, gerçek gül, benim gülüm anlamında
ÖZGÜR: Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, koşula bağlı olmayan, başına buyruk, hür
ÖZLEM: Bir şeye karşı duyulan istek, bir kimseyi ya da birşeyi görme, kavuşma isteği; Hasret
ÖZLEN: Görme isteği uyandır, kavuşma isteği ver, seni özlesinler
ÖZSU: Besleyici su, besisuyu, bitkilerin dokularında bulunan su
GENCAY: Yeni doğmuş ay; Hilal biçimindeki ay
GERÇEK: Yakıştırma veya yalanı olmayan
GİRAY: Laik ve uygun anlamında; Eskiden Kırım prenslerine verilen ünvan
GÖKADA: Samanyolu gibi bağımsız uzay adası
GÖKALP: Mavi gözlü genç ve güzel yiğit
GÖKAY: Hem gök, hem ay; Güzel ay
GÖKBERK: Sağlam ve gök gibi mavi; Engin ve erişilmez
GÖKDAL: Yeşil dal, yeni dal
GÖKHAN: Göğün hanı; Oğuzhanın altı oğlundan biri
GÖKMEN: Sarışın, mavi gözlü kimse
GÖKOVA: Muğla ilinde bir körfez
GÖKSEL: Gökle ilgili
GÖKSENİN: Gök sana ait anlamında
GÖKTUĞ: Gök+Tuğ= mavi renki tuğ
GÖKTÜRK: Orta Asya da yaşamış eski Türk ulusu
GÖNEN: Yazın suyu kuruyan gölcük; Toprağın içerdiği nem, rutubet; Ekilecek toprağın tavlandırılması
GÖNENÇ: Bolluk ve rahatlık içinde yaşama
GÖRKAY: Güzel ay
GÖRKE: İhtişamlı, görkemli
GÖRKEM: Göz alıcı ve gösterişli
GURUR: Özsaygı, içdeğer
GÜÇLÜ: Gücü olan kişi
GÜN: Güneş, geneş ışığı
GÜNAL: Işık al, ışıklı ol anlamında
GÜNDOĞAN: Güneşle doğan, gün doğarken olan
GÜNDÜZ: Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü
GÜNEŞ: Gezegenlere ısı ve ışık veren gök cismi
GÜNEY: Her zaman güneş gören
GÜNSU: Güneş gibi temiz ve berrak su; Hem gün, hem su
GÜR: Bol ve güçlü
GÜRDAL: Sık dal, biraraya gelmiş güçlü dal
GÜREL: Oluş ve dönüşüm durumunda bulunan
GÜRKAN: Kanı gür, sağlıklı, hareketli, yerinde duramayan
GÜVEN: Korku ve kuşku duymadan inanma duygusu; Herhangi bir tehlikeden uzak olma durumu
GÜVENÇ: Güvenme duygusu
VARGI: Varılan sonuç, hüküm
VARGIN: Varan, ulaşan, dileğine erişen
VELİ: Ermiş, Eren, Evliya
VOLKAN: Yanardağ
VURAL: Vurarak al
VURGUN: Tutkun, aşık
OGÜN: Anımsanan, belirli bir günde doğan kimse
OĞRUN: Gizli, kimseye sezdirmeden
OĞUL: Erkek evlat; Hanedan ve soy belirtmede kullanılır
OĞULCAN: Can dost
OĞUZ: İyi huylu kimse
OKTAR: Ok atan, okçu
OLCAY: Mutlu, ongan
OLCAYTO: Şanslı
OLGAÇ: Olgun, yetişkin
OLGUN: Bilgi ve görgüsü gelişmiş, kamil
ONAT: Özenli,düzgün, uygun; Yararlı; Dürüst, iyi ahlaklı
ONATKUT: Kutlu insan, özünde dürüst ve iyi olan
ONAY: Uygun bulma
ONGAN: Özlem ve istekleri yerine gelmiş, mutlu
ONGUN: Çok verimli, mutlu
ONUR: Özsaygı, içdeğer; Şeref, haysiyet
ORÇUN: Ardıllar, halefler
ORHAN: Kent kağanı
ORKUN: Orta Asya Türklerinin en eski yazı türü
OYTUN: Kutsal
OZAN: Halk şairi; Şiir yazan kimse
FAZİLET: Erdemli, iyi ahlaklı
FERAH: Aydınlık, iç açıcı
FERAY: Ayışığı, ayın parlaklığı
FERCAN: İnsanın ruhuna aydınlık veren bir içtenliğe sahip olan
FERDA: Gelecek zaman, yarın; Kıyamet
FERHAN: Sevinçli, gönlü hoş
FERZİN: Kraliçe
FEYZA: Bolluk, çokluk
FEZA: Boşluk, sınırsızlık; Uzay
FİDAN: Yeni yetişen ağaç
FİGEN: Yaralayan, kıran
FİLİZ: Tohumdan çıkan sürgün
FİRUZE: Açık mavi renkte, değerli bir süs taşı
FULYA: Nergisgillerden güzel kokulu sarı bir çiçek
FUNDA: Çalı ormanı, çalılık; Püskül, tepelik
FÜRUZAN: Parlayan, parlak
FÜSUN: Büyü
EBRU: Bulut renginde; Hare gibi dalgalı ve damarlı; Kitap kabı yapmak için kullanılan renkli kağıt; Hareli boyama yöntemi
ECE: Türdeşleri arasında üstünlüğü yeteneği olan kadın, güzel kadın; Kraliçe
ECEGÜN: Çok güzel bir günde doğan
ECEM: Kraliçem, sevgili kraliçe anlamında
ECMEL: Çok güzel
EDA: Naz, cilve anlamında
EFSUN: Büyü, sihir
EGE: Türkiye’nin batısında yer alan deniz
ELÇİN: Deste, tutam
ELİF: Arap alfabesinin ilk harfi; Anadolu’da kibar, narin yapılı, ince-uzun anlamında kullanılır
ELVAN: Renkler,çeşitler
EMET: Bereket, bolluk
ENER: Dağ eteği
EREM: Cennet
ERENDİZ: Jüpiter gezegeninin adı
ERKE: Enerji, iş başarma gücü; Nazlı
ESEN: Sağlıklı, salim
ESER: Emek sonucu ortaya çıkan ürün, yapıt; Yok olmuş bir nesneden kalan parça
ESİN: Sabah rüzgarı
ESNA: Yüksek, yüce
ESRA: En çabuk, çok çabuk
EŞLEM: Selametli, güvenilir
EVİN: Bİr şeyin içindeki öz; Buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özü
EYLÜL: Sonbaharda bir ay adı
EZGİ: Belli bir kurala göre yaratılan ve kulakta haz uyandıran ses dizisi; Melodi, şarkı, türkü
VENÜS: Bir gezegen adı
VERDA: Gül
VERDİNAZ: Nazların gülü
VİLDAN: Yeni doğmuş çocuk
VUSLAT: Sevgiliye kavuşma
YAĞMUR: Havadaki buharın su damlaları halinde yere düşmesi
YANKI: Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses
YAPRAK: Bitkilerin çeşitli biçimdeki yeşil bölümü
YAR: Dost , sevgili
YAREN: Arkadaş , yakın
YASEMİN: Çiçekleri güzel kokulu süs bitkisi
YAZGI: Önceden belirlenmişlik,gerçekleşmesi mutlak olan
YAZGÜLÜ: Baharın ilk günlerinde çocuğa verilen ad
YELDA: Uzun ve kara olan şey
YELİZ: Rüzgarın hızı.Güzel,havadar
YENİAY: Yeni-ay
YEŞER: Yetişip yeşil renk almak
YEŞİM: Yeşil ve pembe renkli değerli bir taş
YILDIZ: Gökyüzündeki ışıklı gök cisimlerinden her biri
YONCA: Uğur getirdiğine inanılan süs bitkisi
YOSUN: Suların yüzeyinde ya da dibinde yetişen çiçeksiz bitki
YÖRÜK: Göçebe yaşayan Oğuz Türkleri
YURDAGÜL: Yurda-gül
YURDANUR: Yurda-nur
ZEREN: Kavrayışı güçlü ,zeki.
ZERRİN: Altın gibi sarı,parlak.
ZEYNEP: Değerli taşlar,mücevherler.
ZEYNO: Zeynep.
ZUHAL: Satürn gezegeni
ZÜLAL: Şakaklardan sarkan saç lülesi
ZÜLEYHA: Su perisi.İçimi güzel su
ZÜLÜF: Şakaklardan sarkan saç lülesi
ZÜMRA: Zeki bilgili kadın.
ZÜMRÜT: Parlak ve yeşil renkli değerli bir taş.
MAHİR: Becerikli, maharetli uz elli
MECNUN: Çılgın, deli
MELİH: Güzel, şirin, sevimli
MENGÜ / MENGİ: Ölümsüz, ebedi
MERİÇ: Balkan Yarımadasından geçen bir ırmak
MERT: Yiğit, sözünün eri
MERTCAN: Yiğit can
METE: Bey soyundan gelen, soylu
METEHAN: Bilinen en eski Türk hükümdarı. Liderliği ve harp sanatı bugün bile akademilerde ders olarak verilmektedir.
MİRALAY: Albay
MURAT: Dilemek ,arzu etmek
MURATHAN: Murat+Han
MUTLU: Ongun, mesut
NASUH: Öğüt veren, temiz, saf
NEDİM: Arkadaş
NEHAR: Gündüz
NESİM: Hafif ve tatlı tatlı esen rüzgar
NEZİR: Adamak anlamında
NİDA: Bağırma, sesle çağırma, haykırma
NİHAT: Huy, tabiat, yaradılış