->
NAĞME: Güzel uyumlu ses, ezgi; Birinin yalandan ve nazlanarak söylediği söz
NARİN: İnce, ince yapılı, kibar
NAZ: İsteksiz gibi görünen, çekingen davranış
NAZER: Nazar
NAZLI(M): Naz yapan; İşveli(m), edalı(m)
NAZLIHAN: NAZLI+HAN= naz yapan han anlamında
NEHAR: Gündüz anlamındadır
NEHİR: Akarsu, ırmak
NERGİS: Bir süs bitkisi
NESLİHAN: Han soyundan
NESLİŞAH: Şah soyundan
NESRİN: Yaban gülü
NEŞE(M): Gönül açıklığı(m), sevinc(im)
NEVA: Ses, ahenk; Güç, zenginlik, servet; Nasip; Türk müziğinde bir makam
NEVAL: Talih
NEVADE: Torun anlamında
NEVBAHAR: İlkbahar, ilkyaz
NEVESER: Türk Müziğinde Dede Efendi’nin bulduğu bileşik bir makam
NEVGECE: Yeni yeni oluşan gece
NEVGÜL: Yeni açmış gül
NEVİD: Yeni, yepyeni
NEVRA: Beyaz çiçek
NEYİR: Işıklı, aydınlık, parlak
NİGAR: Resim kadar güzel sevgili; Nakış; Resim
NİHAL: İnce ve düzgün vücutlu sevgili
NİHAN: Saklanmış, gizli olan; Sır
NİL: Çivit; Mısır’da bir nehir
NİLGÜN: Lacivert renkli, çivit renginde
NİLÜFER: Durgun sularda yetişen, değişik renkli ve uzun ömürlü su bitkisi
NİSAN: Gelin çiçeği; İlkbaharın ilk ayı
NUR: Aydınlık, parıltı, parlaklık
NURGÜL: Nur+Gül
NURGÜN: Nur+Gün
NURSAL: Işıksali ışıkla ilgili
NURSAY: Işık gibi say, ışık gibi bil anlamında
NURSELİ: Işık seli (yağmuru) anlamında
NURSEZA: Nur+Seza=Nura layık, ışığa, aydınlığa layık anlamında
NURTEN: Işık gibi duru tenli anlamında
NÜKET: Nükte, zarif, güzel sözler
NÜKHET: Güzel koku
NÜKTE: İnce anlamlı, düşündürücü şaka söz
->
FADIL: Faziletli, ahlaklı
FAHİR: İftihar edilecek, övülecek
FAHRETTİN: Diniyle övünen
FAHRİ: Şeref ve itibar için yapılan iş
FAİK: Üstün, yüksek
FALİH: Başarı kazanan, isteğine ulaşan
FARUK: Haklıyı haksızı ayırabilen
FATİH: Fetheden, hüküm veren
FAZIL: Failetli, ahlaklı
FEHİM: Anlayışlı, zeki
FERDİ: Kişiye özgü
FERHAN: Sevinçli, neşeli
FERHAT: Güçlüyü yenip bir yeri ele geçiren
FERİD: Eşsiz, benzersiz
FERİDUN: Eşsiz, benzersiz
FERİT: Avcı kuş
FERRUH: Uğurlu, kutsal
FETHİ: Fetih ile ilgili
FEVZİ: Zaferle ilgili; Galip, üstün gelen anlamında
FEYEZAN: Su baskını ,sel
FEYYAZ: Bol,verimli,gür
FEYZULLAH: Allahın bilimi
FEZA: Uzay
FIRAT: Türkiye’nin en uzun nehrinin adı
FİKRET: Düşünce, akıl, anlayış
FİKRİ: Düşünceyle ilgili
FUAT: Kalp, gönül
FURKAN: İyi ile kötü arasındaki farkı gösteren herşey
HALENUR: Kutsal ışık
HANDAN: Güleç, sevinçli
HANDE: Daima gülen, gülücük
HANİFE: Allahın birliğine inanan; Hz. Muhammed zamanından önce tek tanrıya inanan
HARİKA: Sıradanlığın üstündeki nitelikleriyle insanda hayranlık uyandıran
HASLET: Doğuştan gelen güzel huy
HAYAL: Varmış, olmuş gibi zihinde canlandırılan imge, görüntü
HAYAT: Ömür, yaşam
HAZAL: Kuruyup dökülen ağaç yapraklarının güzelliği
HAZAN: Sonbahar
HAZAR: Barış
HERA: Mitolojide analığın yüceliğini temsil eden tanrıça
HEVES: Bir şeye duyulan istek
HEVİN: Aşk, sevda
HELİN: YUVA
HİLAL: Ayın yay biçimindeki görünüşü
HİLDE: Kurtulmak, yükselmek, ilerlemek
HOŞSEDA: Hoşa giden ses
HÜLYA: İnsanın kurduğu tatlı düş; Sevda
HÜMA: Efsanelerde geçen, yere konmayıp sürekli gökte kaldığına inanılan cennet kuşu
HÜMEYRA: Kızıllık, pembelik
HÜNER: İnce ve şaşırtıcı ustalık
HÜRREM: Sevinçli, güleryüzlü
HÜSNA: Pek çok güzel
HÜSÜN: Güzellik
MAİDE: Üzerinde yemekler bulunan sofra; Yemek, ziyafet
MANOLYA: Bir süs bitkisi
MARAL: Dişi geyik
MAVİSU: Deniz
MAYIS: Bir bahar ayı
MEBRUKE: Kutlu kadın (“mübarek kelimesinin dişisi”)
MEHİR: Ay parçası
MEHTAP: Ayışığı
MEHVEŞ: Ay gibi güzel kadın
MELDA: İnce ve taze bedenli
MELEK: Tanrı katında bulunan ruhani varlıkların her biri; Pek güzel, yumuşak huylu ve masum (mecazi)
MELİKE: Kadın hükümdar
MELİS: Bal, bal arısı
MELİSA: Oğul otu
MELTEM: Yazın karadan denize doğru esen yel
MENEKŞE: Mor beyaz renkli, kokulu, yuvarlak yapraklı bir çiçek
MERAL: Dişi geyik
MERCAN: deniz dibine ağaç gibi kök salarak büyüyen, hayvan gibi duyguya sahip, kırmızı renkli, kalker iskeletli bir canlı türü
MERİÇ: Bulgaristan’dan çıkıp Edirne yakınlarında Arda ve Tunca ile birleştikten sonraTürk-Yunan sınırı boyunca akarak Enez yakınlarında Ege Denizi’ne dökülen ırmak
MERİH: Mars gezegeni
MERVE: Mekke’de Safa dağının karşısındaki kırmızı renkli tepenin adı
MERYEM: İsa peygamberin annesinin adı
MİMOZA: Bir süs bitkisi
MİNE: İnce ve parlak nakış; Madenler üzerine vurulan renkli cam tabakası; Şişe, cam, billur sırça
MİRAY: Yılın ilk aylarında doğan
MÜGE: İnci çiçeği
MÜJDE: Sevindirici haber; İyi haber getirene verilen bağış
UFUK: Aklın alabileceği mesafe, sonsuz düzlem
UBEYDULLAK: Kulcuk
UĞUR: Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik geitridiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde varolduğuna inanlılan iyilik kaynağı
ULUBEY (ULUĞBEY): Erdemleri bakımından çok büyük saygı gören erkek kişi; Büyük Türk bilgini ve gökbilimcisi Uluğbey
ULUÇ: Selçuklularda Türkmen beylerine verilen ad
ULUĞ: Büyük, yüce
UMAR: Çare
UMUR: Aldırış etmek, önemsemek; Tecrübesi çok olan, deneyimli
UMUT: Ümit, umulan; Güven duygusu veren kişi ya da şey
UNAN: Sadakat, bağlılık
URAĞAN: Birkaç kasırganın karşılaşmasıyla oluşan şiddetli fırtına
URAS: Mutluluk, talih, şans
UTKAN: Ateşli kan
UTKU: Zafer
UYGAR: Uygarlığa bağlı olan
UYGUR: Uygur devletinden olan kimse
UZAY: Bütün gökcisimlerinin içinde bulunduğu sonsuz boşluk
ÜLKÜ: Ulaşılmak istenen yüce dilek; Yanlız düşüncede varolan şey
ÜNAL: Ünün duyulsun
ÜNSAL: Herkesçe tanın, ünlü ol, ününü her yana sal
ÜNSAN: Ünlü ve sanlı
ÜRÜN: Denizlerden, topraktan ve insanlardan emekle elde edilen
BADE: Aşk, kutsal sevgi
BAHA: Değerli, kıymeti çok
BAHAR: Yazla kış arasında olan mevsim
BALA: Yavru çocuk
BALCA: Bal gibi, bala benzer
BALIN: Yar, sevgili
BALKIN: Pırıldayan, parlak
BALKIZ: Bal kadar tatlı kız
BANU: Prenses; Hanımefendi
BAŞAK: Arpa çavdar gibi ekinlerin tanelerini taşıyan baş kısmı
BEDİZ: Resim, tasvir, süs, bezek
BEGÜM: Hanım; Timuroğulları’ndan gelen prenses
BEHİN: İyinin iyisi
BELDE: Memleket, şehir, kasaba
BELEMİR: Peygamber çiçeği olarak biliniyor.Açtığı kokusunun dağilmasıyla anlaşılan gizli çiçek anlamında
BELEN: Bel, geçit; İki dağ arasından geçen yol
BELFÜ: Kar tanesi
BELGİ: İşaret
BELGİN: Kesin ve eksiksiz belirlenen
BELİZ: İşaret, iz; alamet
BENAN: Parmak uçları
BENAY: Ben ayım, ay gibiyim
BENEK: Namuslu kadın
BENGİ: Ölümsüz, sonsuz
BENGİSU: Ölümsüzlük suyu
BENİZ: Yüz
BERGÜZAR: Anılmak için verilen şey, andaç
BERİA: Olgunluk ve güzelliğiyle üstün olan sevgili
BERİL: Zümrüt
BERİN: En yüksek, en ulu anlamında
BERKE: Zerdali, kayısı; Kamçı, değnek
BERNA: Bağlı, bağlanmış; Genç, körpe, delikanlı
BERRAK: Duru
BERRAN: Keskin, kesici
BESİSU: Bitkilerin damarlarında dolaşan besleyici su
BESTE: Bir müzik parçasını oluşturan ezgilerin tümü
BESTENİGAR: Türk müziğinde bileşik bir makam
BETÜL: Erkeklerden çekinen namuslu kadın, Hz. Meryem ve Hz. Fatma`nın diğer isimleri
BEYZA: Çok beyaz, lekesiz
BİHTER: Daha iyi, en iyi
BİKE: Evlenmemiş, çocuğu olmamış kadın
BİLGE: Çok bilgili ve bilgisini yararlı kullanan kişi
BİLGET: Havadis, malumat
BİLGÜN: Bil+Gün
BİLHAN: Çok bilgili
BİLLUR: Pek duru, pürüzsüz
BİNGÜL: BİN+GÜL=Gülü bol; Gül bahçesi
BİNNAZ: BİN+NAZ= Çok nazlı
BİNNUR: BİN+NUR=Çok ışıklı, ışığı gür
BİRAY: Ay gibi tek, eşsiz
BİRBET: Yüzü benzersiz
BİRGEN: Yanlız, yanlızlığa alışkın
BİRİCİK: Bir tane, tek, emsalsiz
BİRSEN: Yanlız sen
BUKET: Çiçek demeti
BURCU: Güzel koku, ıtır
BURÇAK: Bir bitki
BURÇİN: Dişi geyik
BUSE: Öpücük
BÜKÜM: Bükme eylemi
BÜŞRA: Müjde, sevinçli haber
BABÜR: Büyük Moğol devletini kuran hükümdarın adı
BAHA: Değer, kıymet, üstünlük
BAHADIR: Savaşlarda yılmazlığıyla üstünlük kazanan kişi
BALKAN: Sarp ve ormanlık sıradağlar
BALKAR: Kafkasya’da yaşayan Kıpkaç’ların bir kolu
BALKIR: Şimşek
BARAN: Direnci kıran, ulu, yüksek
BARBAROS: Avrupa’lılar tarafından Hayrettin Paşa’ya verilen isim
BARIŞ: Savaşın bittiğinin bir anlaşmayla belirlenmesinden sonraki durum
BARLAS: Cenkçi, savaşçı
BARTU: En eski Türk hanlarından biri
BAŞAR: Başarılı ol anlamında
BATIN: Karın, kuşak, nesil
BATU: Güçlü, kuvvetli
BATUHAN: Batının hanı; Güçlü, kuvvetli han
BATUR: Savaşlarda yılmazlığıyla üstünlük kazanan kişi
BATURALP: Yiğitler yiğidi
BAYHAN: Zengin han, soylu han; Beyhan
BAYKAL: Zengin kal, varlıklı kal anlamında; Deniz
BAYPARS: Zengin ve kaplan gibi
BAYÜLKEN: Yüce insan
BEDİZ: Resim, tasvir, süs
BEHA: Ender, zor bulunan
BEHİÇ: Şen, güleryüzlü
BELEN: Bel, geçit, iki dağ arasından geçen yol
BELGİ: İşaret, bellenecek şeye konulan im
BENGİ: Ölümsüz, hep kalacak olan
BENGİSU: Ölümsüzlük suyu
BERA: İlim ve cemalde üstünlük
BERAT: Birine nişan, madalya veya herhangi bir ayrıcalık verildiğini bildiren belge
BERK: Sert ,sıkı ,sağlam
BERKAY: Güçlü ve ay gibi
BERKE: Altınordu Hükümdarı
BERKİN: Çok kuvvetli, pekiştirilmiş
BERTAN: BER+TAN=Tan yemişi
BESİM: Güleç
BETİM: Kişi veya olayları gözde canlandırma, tasvir
BİLGE: Bilgili, iyi ahlaklı, olgun ve örnek kişi
BİLGEHAN: Bilgili ve soylu kişi; Göktürk imparatorlarından birinin adı
BİLGİN: Herhangi bir konuda derin bilgisi olan.
BİRANT: BİR+ANT= tek yemin
BİRGE: Hep beraber anlamında
BİRGEN: Yanlız, yanlızlığa alışkın
BİRHAN: Tek han, biricik han
BİRKAN: BİR+KAN= soyu tek
BORA: Yağmurdan önceki kısa ve sert yel
BORAN: Gök gürültülü sağnak yağış
BUĞRA: İki hörgüçlü,iri deve
BUĞRAHAN: ilk müslüman türk hakanı olan ” satuk buğrahan” adının birincisi. Karahanlılar devrinde yaşamış ve topluca türklerin toplu halde müslüman olmasına vesile olmuştur.
BULUT: Havada asılı durumdaki su damlacıkları topluluğu
BURAĞAN: Kısa süreli ,güçlü yel.
BURAK: Kişinin ruh durumu; Hz. Muhammed’in Kudüs’te dağa çıkarken bindiği at benzeri hayvan
BURÇAK: Baklagillerden bir bitki
BURKHAN: Heykel
Zabit: subay
Zade: oğul, evlat, doğru dürüst adam
Zağnos: bir tür kuş
Zafer: savaş ve uğraşla elde edilen başarı, sonuç
Zafir: zafer kazanmış
Zagnos: doğan kuşunun bir çeşidi
Zahid: dinin emirlerini yerine getiren
Zahir: zekeriya’nın oğlu olan peygamber, Allah lütufkardır anlamında, parlak
Zahit: parlak yıldız
Zahit (d): dince yasak olan şeylerden sakınan
Zakir: tanrının adını anarak tesbih çeken
Zalal: gölge veren
Zamir: yürek, iç, vicdan
Zarif: ince ve nazik tavırlı
Zati: asla ait
Zaid: artan, artıran
Zekai: akılla, zeka ile ilgili
Zekeriya: erkek bir peygamber
Zeki: çabuk anlayan, kavrayan, akıllı olan
Zemherir: gündönümünden sonraki şiddetli soğuklar, kara kış (22 aralık’ tan 31 ocak’ a kadar)
Zemin: yer, yeryüzü, temel, dayanak,konu, tema
Zemzem: ka’be çevresindeki ünlü kuyu ve bu kuyunun müslümanlarca kutsal sayılan suyu
Zerak: mavi, gök renkli
Zeren: anlayışlı, kavrayışlı
Zerr: karınca yumurtası
Zerver: altın yaldızlı
Zevafir: parlak yıldızlar
Zeval: sona erme, ayrılıp gitme
Zevkan: zevk bakımından, zevkçe,zevk yoluyla
Zevvak: bir şeyi çok fazla tadan, bir şeyi çok fazla deneyen, bir şeyin çok fazla farkına varan
Zeyneddin: dinin zineti, süsü
Zeynel: zeynelabidin’ in kısaltılmışı
Zeynelabidin: ibadet edenlerin süsü
Zeynullah: tanrının süsü
Zeynur: aydınlık
Zeyni: bezek, süs
SABRİ: Sabra ilişkin, sabırlı kişi, sabreden
Sabutay: Cengizhan’ın en yakın arkadaşı
SADIK: Doğru, gerçek; Dostluluğu ve bağlılığı içten olan
SADİ: Mutlulukla ilgili
SADRİ: Yürekle, göğüsle ilgili
SAĞINÇ: Dayanıklı, yıkılmaz; Sağlıklı, sıhhatli; Güvenilir, inanılır bir temeli olan
SAİM: Oruçlu
SAİT: Kutlu, uğurlu; Cennetlik kimse
SALİH: Yararlı; Yetkili; Dinin buyruklarına uyan
SAMET: Çok yüksek, ulu; Tanrı adı; Hiçbirşeye ve kimseye gereksinimi olmayan
SAMİ: Duyan, işiten; Yüce, ulu, yüksek; Dinleyen, dinleyici
SAMİM: Birşeyin içi, özü, merkezi, temeli, kökü
SANBERK: Gücüyle tanınmış
SANCAK: Bayrak
SANCAR: Kısa kama
SANER: Ünlü, tanınmış
SARP: Dik, geçilmesi ve çıkılması zor
SARPER: SARP+ER=zor erkek kişi
SATVET: Zorlu
SAVAŞ: Silahlı mücadele, harp; Uğraşma, kavga
SAYGIN: Saygı gören, saygı gösterilen
SEÇKİN: Niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan, elit
SEDAT: Doğruluk, haklılık; Dikkat
SEFA: Gönül rahatlığı, sakin olma; Eğlence, zevk, neşe
SELÇUK: Hatiplik yeteneği olan
SELİM: Doğru, dürüst, kusursuz; Kolayca iyileşen
SELMAN: Barış içinde bulunma
SEMEN: İyi beslenen
SEMİH: Cömert,eliaçık
SENCER: Kale, askeri siper
SERCAN: Sevgili, sevilen
SERDAR: Askerin başı, başkomutan, başbuğ
SERHAT: Sınır boyu, hudut, uç
SERKAN: Başkan, soylu kan
SERMET: Sürekli, devamlı
SERTAÇ: Baş tacı, çok sevilen
SERTUĞ: Baştuğ
SEZA: Değer, yaraşık, uygun
SEZAİ: Uygun, yaraşır
SEZGİN: Sezmiş olan
SİNAN Süngü, mızrak
SONAT: Bir veya iki şarkı için yazılmış 3-4 bölümden müzik yapıtı
SONER: Son er, artık erkek çocuğu olmasın anlamında; Sona er anlamında
SORGUN: Söğüt ağacının bir cinsi; Mısır kavağı
SÖYLEM: Konuşan bireyin kullandığı dil
SUALP: Asker, yiğit
SUNAY: Adak ayı
SUNGUN: Bağış, ihsan
SUNGUR: Soğukkanlı, sakin kimse
SÜAVİ: Herkesin yardımına koşan
SÜER: Yiğit asker
SÜERDEM: Erdemli asker
SÜHA: Büyükayı yıldız kümesindeki en küçük yıldızın adı
SÜMER: Aşağı Mezopotamya’da yaşamış bir kavim
ŞAHİN: Kartalgillerden yırtıcı bir kuş
ŞAH: Kral anlamında
ŞAN: Ün, şöhret
ŞANSAL: Şanın yayılsın
ŞARIK: Parlak, parlayan
ŞEHMUZ: Hükümdar soyundan gelen
ŞEN: Halinden memnun yaşayan ve etrafına yayan
ŞENER: Şen+Er
ŞİMŞEK: İki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık; Parıltı
ECEVİT: Çevik, atılgan
EDİZ: Yüksek yer, herşeyin yükseği
EFE: Batı Anadolunun yiğidi
EFKAN: Çığlıklar, inlemeler
EFLATUN: Açık mor
EFSUN: Büyü
EGE: Yaşça büyük,ulu
EGEHAN: Engin denizlerin hükümdarı
EGEMEN: Gücü yeter olup buyruğunu yürüten
EKİM: Sonbahar mevsiminde bir ay; Toprağı ekme eylemi
EKİN: Tahılın tarlaya atılmasından harman oluncaya kadarki adı
ELÇİ: Uzlaştırmacı
ELGİN: Yurdundan evinden uzak düşmüş kişi
ELHAN: Nameler, ezgiler
EMİR: Buyruk, komut
EMRAH: Saz çalıp, oynayan
EMRE: Dost, beylerbeyi, büyük erkek kardeş
EMRİ: Emirle ilgili
ENGİN: Uçsuz ,bucaksız
ENGİNSU: Deniz anlamında
ENİS: Dost,arkadaş
ENES: Hz. Ali’nin komutanı
ERDEM: Alçak gönüllülük; Düşünce ve davranışta iyiliklerin bir araya gelmesiyle beliren yetkinlik; Yiğitlik, doğruluk
ERDENİZ: Deniz gibi geniş ve engin er
EREN: Kendini tanrıya adamış kişi; Evliya, aziz
ERENDİZ: Jüpiter gezegeninin adı
ERGİN: Olgunlaşmış, ermiş kişi
ERGUVAN: Eflatun ile kırmızı arası çiçek açan süs bitkisi
ERİM: Bireyin erebileceği uzaklık
ERİNÇ: Hiç eksiği ve üzüntüsü olmama durumu; Huzur
ERK: Güç
ERKİN: İstediği gibi davranabilen,özgür
ERKSİN: Güçlü ve kuvvetlisin
ERKUT: Uğurlu er
ERSEN: Sen ersin anlamında
ERSİN: Ersin, erkeksin anlamında; Ateş küreği; Bir çeşit güzel kokulu bitki
ERTAN: Erken gün doğma zamanı
ERTUNÇ: Tunç gibi sağlam erkek
ERTUNGA: Yiğit, hakan
ESER: Yapıt
ETKİN: Hareketli, yaptırıcı
EVGİN: Aceleci, bir işin bir an önce olmasını isteyen
EVREN: Varolan şeylerin tamamı
EVRENSEL: Her şeyi kapsayan, dünya ölçüsünde olan
EYLEM: Bir amaç ve yöntemle yapılan hareketlerin tümü
EYÜP: Bir peygamber ismi